Saydıralım

8 Ekim 2008 Çarşamba

Şaaaaaak!!!

Dün gece Ankara'nın İncesu Mahallesinde, Dedeefendi Taksi Durağının karşı kaldırımından yükselen sesti bu... Haftalar önce kazandığım SlapBet sonucu sevgili dostum Anial'a geçirdiğim tokadın sesiydi... Biraz anlatayım, sen de benden bir şeyler bulabil bu meselede...

Öncelikle, günün bazı detaylarını okumamak için üç kısa çizgi ile ayrılmış bölümü okumayabilir, direk olay anına geçebilirsin. Ama benim gibi ayrıntıcıysan olay anına kadar neler yaptığımızı da görmende bir sakınca yok...


---

Duygulardaydık. Güzel rakı sofrası, gırla muhabbet, hepimizin gözünde bir efsane olan Duygu'yu tavlada 6-0 ve 5-4'lük skorlarla madara edişimden sonra eve geçmek istedik. Ne var ki artık bizde alışkanlık yaratmış olan, Çankaya Belediyesi'nin hemen karşısındaki Kolej metro çıkışının orada bulunan seyyar sucuk-ekmekçiye gitmek üzere yola çıktık. saat 03.15 sularıydı... Sucuk-ekmekçinin yerinde olmadığını görünce eve dönmeye karar verdik. Diğerleri karşıya geçerken biz de Anial ile orada açık olan tek büfeye gidip Fanta gibi ıvır zıvırlar aldık ve diğerlerinin yanına geçtik.

---

Ah okuyucu, o açık renk saçlarının altındaki beyaza çalan bebek, Kurt Cobain yüzü o kadar güzeldi ki titrek sokak lambasında. O uludağ gazozu o kadar sakin içiyor ve o kadar sakin yürüyordu ki, artık bu tokatı atmanın zamanının geldiğini düşündüm. Birkaç adım önde yürüyen Alea, Salih ve Berşan'a durumu açıkladım. 'Beyler zaman bu zamandır.' dedim.

Usulca yanına yaklaştım. 'Anılım bana da gazoz ver.' dedim. Kıramadı. O esnada kafasından mavi kapşonunu kafasından indirdim. Suratının bir bölümünü kaplıyordu zira. Gölgedeydik. Önümüzdeki meraklı grup arkayı süzüyor, vuracağım tokatı bekliyorlardı. Bense ışığa geçmeyi. Tam o an oldu, sokak lambasına doğru ilk adımımızı attık ve o Ayhan Akman, Anakin Skywalker yüzü aydınlandı. Ben zihnimi aşağıdaki elime güç aktarma amaçlı olarak tüm gücümle çalıştırırken artık vurmam gerektiğini düşündüm. Ancak o el kalkmadı... Dostuma acıdım resmen...

Ardından evimize doğru ilerlemeye devam ederken 'E madem acıdın bu kadar, çocuk haftalardır bu kötü anın kabuslarıyla yaşarken, artık atmalısın o tokatı, Murat!' dedim kendi kendime ve grubun en önüne geçmiş ilerliyordu. Usulca yaklaştım... Aramızda bir adım vardı.

'Akıllı olacaksın...'

'Şaaaaaak!!!'


Bir klasik Alea kahkahası geldi. Elimi müthiş bir ağrı kapladı. Öyle ki olayların yarım saat sonrasında bu olayı yazarken ben, hala sağ elimin orta parmağının çektiği acıyı hissediyorum. Berşan ve Salih de mutlu görünüyorlardı...

Anial mı? Bir tarafının rengi değişmiş suratı, karmaşık düşüncelere dalan kafası ve o saman rengi saçlarıyla doğruca ileriye bakıyordu. Ama içi de huzur doluydu, çünkü 20 arkadaş toplanmışken yiyeceği bir tokattan kurtulmuş ve gece saat 03.20 sularında bizden ve köpeklerden başka kimsenin olmadığı bir ortamda yemişti tokatı.

Artık önümüze bakıyoruz...

6 yorum:

berşan kayıkcı dedi ki...

dün gece göremediğim için pişmanlık duyduğum iki şey olduysa bunlardan biri meydan sucukçusu, diğeriyse anial şaplatısıdır..

yahu murat düşününce dün gün senin günündü haa.. duygu' ya tavlada sürpriz ve fevri yenişin, musa peygamber asası deymişçesine ortadan ikiye ayrılmış kıçını ameliyattan beri ilk defa deri koltukta rahat ettirişin..

şimdi kafamda iki soru oluşuyor;
birincisi anial a bu yaptığının adı ŞAAAKaşuku mudur?
ikincisi o blog istatistik sitesinin adresi neydi?

p.s. ay lav yu ..

alea dedi ki...

Her şey o sucukcudan dönerken başladı ya... Ben hiç istemedim böyle olmasını aslında. Anıl senin odanda bağdaş kurmuş; halının ortasında oturup muhabbet ederken, üniversitelerin kampüs tanıtım resimlerinde mutlaka bulunan, çim üstünde oturup mutlu mesut eğlenen gruptaki cool çocuk gibi kahkahalar atarken cascavlak suratına geçirmeni hayal etmiştim o an geldi dediğinde... Sonra o uyduruk tıp merkezinin önünde salak ışığın karşısında gördük yüzünü anılın. "Kapuşon" u çıkardın ya... Hakkaten melek gibi bir surat çıktı ortaya. 100 metre gittik gitmedik. Bir gözüm ikinizde... Ve o an geldi. Vurduğun an değildi önemli olan ancak. O tokattan sonra Anıl'ın bir an "ne vuruyon lan" cümlesini aklından geçirip diyememesi... Yanaklarını şişirmesi hafiften. Bir ton sövmek isteyip sövememesi. İşte bu beni çok hüzünlendirdi. Şaka lan, çok güldüm. O sinir bozucu kahkahamı bile sakınmadım yani. Nice Slap Betlere o zaman. (Gerçek diğildi olm)

ix dedi ki...

Cascavlaktı abi.. :)

ziggytheking dedi ki...

yalnız mekan eski evimin mekanı mahmut esat bozkurt'ta geçmiş sanırsam. anılar gözümde canlandır birden :)

ix dedi ki...

Aynen orada hocam :)

ziggytheking dedi ki...

orda abi kardeş gazete mecmua satan bi kırtasiye var. selam söyle benden :)