Saydıralım

15 Kasım 2008 Cumartesi

Atatürk ve Ben


Hazır Mustafa tartışmaları gırla gidiyor, bugün de Atatürk ile ilgili düşüncelerim ve yaşadığım bir olay geldi aklıma Anıtkabir'in önünden geçerken. Onu anlatayım:

Üniversitedeki ilk yılım. Genelde Kızılay dolaylarında olduğumdan fazla işim düşmemiş Anıtkabir'in olduğu taraflara, Tandoğan'a falan. Bir gün Bahçelievlere dolmuşla giderken Anıtkabir'in hemen yanından geçiyoruz. Ben nasıl heyecanlıyım var ya. Hayatımda ilk defa Atatürk'e bu kadar yakın olmuşum. Durdurup dolmuşu inip Anıtkabir'e gidecem nerdeyse. O sırada dolmuştaki diğer insanları gözlemledim ve garipsedim. Biraz da kızdım. Yanımdaki arkadaşa:

'Abi insanlar ne kadar kayıtsız ya. Atatürk'ün yanından geçiyorlar hiç sallamak yok nasıl ya..' falan dedim. Ankara'nın soğuk ve kayıtsız insanlarına ayrı bir kılım zaten. Bu esnada da dile getirmek istedim.

O günün üzerinden 2 yıldan fazla geçti. Bugün yine Bahçelievler'e gidiyoruz ve yine aynı yoldan geçtik. Arkadaşımla futbol muhabbeti yapıyorduk. Yolun son dönemecinde iki yıl önce söylediklerim aklıma geldi. Kendi kendime gülümsedim.

Aslına bakarsan olay Atatürk'ü Anıtkabir'in önünden saydı duruşu yapıp geçerek falan sevmek değil biliyor musunuz? İçindeki saygı ve sevgi önemli O'na karşı. O fevri hallerim bana şu an manasız geliyor itiraf etmek gerekirse.

---

-İsmet Paşa, bu çocuk neler yazmış böyle?
+Paşam, bu çocuğun sana saygısı sevgisi kalmamış. Seni adam yerine koymuyor besbelli.

Atatürk atını sürüyor,

-Yürü gidelim bu blogdan İsmet Paşa...

---


Not: O, zamirinin cümle içinde büyük yazılması kuralını sadece Atatürk'e layık görüyorum küçüklüğümden beri. Sanki Mehmet'ten, Ayşe'den bahsederken 'Seviyoruz O'nun yazılarını.' şeklinde cümle kuramazmışız gibime geliyor.

3 yorum:

anial dedi ki...

Olm adam yerine koymuyor demek? Amcalar Blogger'ı kapatır sonra...

berşanist dedi ki...

bekir coşkunluklarınla vuruyorsun O' nun kıyılarına :D (ahmet selçuk ilkanlıklarımla bu yorumu yazıyorum ben de.. )

sinem dedi ki...

O zamiri konusunda aynı şeyi düşünüyor olmamız hiç de ilginç değil :)

ben de bir anımdan bahsedeyim. bir defasında, lisedeyken, konya (mevlana) - ankara - çanakkale - istanbul rotalı bir gezinin ankara ayağındayız. aslanlı yolun başında bizleri bırakan şoför, arkadaşlar diğer çıkıştan alcam sizi gibisinden birşeyler diyor, yani aslanlı yolun başında olmayacak. biz de şimdilerde kanka olduğumuz bir arkadaşla yeni yeni muhabbet kurduğumuz günler, ben kendi grubumu oradaki müzede kendimden geçerek kaybedince ve kankayı yalnız görünce yanaşıyorum yanına, muhabbet sohbet çıkıp dalgın dalgın aslanlı yolun başına kadar yürüyoruz. sonra "nerde lan bu otobüs?" şeklinde isyan ediyoruz. jetonlar aynı anda düşüyor. boş boş birbirimize bakıp bütüüün o aslanlı yolu geri dönüyoruz. 24 saatten fazla süredir otobüste sürünen bünyeler bunu kaldıramıyor ama sonrasında bir dostluğun başlangıcı oluyor :) o zaman tiksinmiştim ama şimdi çok seviyorum aslanlı yolu :) beyle...