Saydıralım

17 Mart 2011 Perşembe

Merhaba


Blogspot'un kapatılmasıyla beraber bloguma geri döndüm... İnatsa inat...

2 Nisan 2010 Cuma

Kafadan Geçenler Nadir Uğrar Oldu




Diyaloglarım esnasında anında ağzımdan çıkan, Kurtuluş Parkı'nın yanından usulca okula doğru ıslık çalarak ilerlerken, daha önceden düşünüp anlamlandırmaya geciktirdiğim şeyler oluyor. Fırsatını bulduk, hemen maddeleyelim öyleyse.

-Bugün okula giderken sağa baktım, sola baktım, çok katlı otoparka baktım, Sıhhiye Pazarı'na baktım... Tanrı, dedim, hiçbir şeyi kusursuz yaratmamış. Her şeyde parmak izini bırakmış.

-Bir video izlettiler bugün bana. Videoyu beğendim ve ağzımdan çıkan övgü şu oldu: 'Ahım şahım'. Daha önce bir şeyi överken onu böyle öven oldu mu hiç aranızda? Ben ilk defa yapıyordum bunu, ve çok da şaşırdım. 'Ahım şahım' artık bir şeyin abartıldığı gibi olmadığını anlatmak için, yani olumsuz fikir belirtmek için kullanılmasın. Ben kullanmayı düşünmüyorum en azından.

-MSN'in en sevdiğim özelliği açık ara çizim yapabilme özelliği. Bir çizbakalım.com müdavimi olarak da böyle diyorum, muhabbet sıkıştığında iki üç garip şey çizerek kendimi eğlendirebildiğim için de diyorum.

-Bu çizimlerden yaparken Pac-man'i çizesim geldi pazartesi günü. Çizmişken aklıma niyeyse üç hilal şeklinde üç Pac-man yapmak geldi. Derme çatma da olsa yaptım, karşıdaki insan da çok sevdi. Paint'te biraz uğraşıp resim olarak bilgisayarımdaki özel bölüme attım. Baktıkça mutlu olduğum resimlerin arasına koydum.

-Bir maddede anlatacağım şeyi üçe bölmek de ilk kez başıma gelen bir olay. Bu Pac-man'in üç hilal ile bağdaştırılması fikrini ilk düşünen ben olamam herhalde diye merak ettim. Google olumsuz cevabı yapıştırdı, elbette ki düşünen olmuş. Böyle bir şey olduğu zaman hayattan soğuyorum!

-Derme çatma... Çok hoşuma giden bir ikileme. Bir yaratıdaki özensizliği, yetersizliği, ama emeği gösteren bir ikileme. Samimi bir şey gibi. Ama mesela edebiyatın güzel özelliklerinden faydalanaraktan biz bu ikilemeyi şu şekil kullanırsak, bambaşka anlamlara gelebiliyor. Düşündürmesi bile tatlı ya: 'Derme Çatma Fikirler'


-Kurban'ın albümünü edinmesem şaşardın di mi? Şaşma, edindim. Mükemmel şarkıları geçtim, üst düzey sözler var. Deniz Yılmaz insanını deli gibi kıskanıyorum. Bugün bir abimle yaptığım muhabbette düşüncelerime tercüman oldu adam: 'Ne çok parası olanı, ne çok güzel sevgilisi olanı, ne tam istediği hayatı yaşayanı kıskanırım. En çok kıskandığım adam iyi yazı yazan adamdır.'

-Aklımda da aynı şarkı dönüp duruyor Sahip albümündeki:

Bu ateş sönmez, belli,
Tepedeki güneş yakıyorken.
Uzaktan bir ses diyor ki:
Sakın gülme ben ağlıyorken...

27 Mart 2010 Cumartesi

Maklube


Fetullah Amca Utah'dan bizi gözyaşlarıyla andı. Çemberlendik sininin yanında, mide falan hissetmiyoruz. Eşsiz bir yemek bu.

2 Mart 2010 Salı

14 Ocak 2010 Perşembe

Im Juli



Güneşim ayım sana ışık olsun
Sıcak kumum yoluna açık olsun
Okşarım tenini rüzgarlarımla
Susuz kaldı sularım dudaklarına
Ah o gözlerin
Arasın beni izlesin peşime düşsün
Ah o dudakların
Gelsin bulsun tatsın ve öpsün beni

5 Ocak 2010 Salı

18 Aralık 2009 Cuma

ŞL ve Avrupa Ligi Tur Tahminleri


Bizimkilerden biri yazsın da yorum olarak yazayım dedim. Öyle de üşengeç bir adamım. Ama dayanamadım, sabredemedim. Kalın yazdığım takımlar çıkar diyorum:

ŞL:

Stuttgart - Barcelona
Olympiacos - Bordeaux
Inter - Chelsea
Bayern Munich - Fiorentina
CSKA - Sevilla
Lyon - Real Madrid
Porto- Arsenal
Milan - Manchester United

Avrupa Ligi:

Rubin Kazan - Hapoel Tel Aviv
Athletic - Anderlecht
Copenhague - Olympique Marsella
Panathinaikos - Roma
Atletico Madrid - Galatasaray
Ajax - Juventus
Brujas - Valencia
Fulham - Shakhtar Donetsk
Liverpool - Unirea
Hamburg - PSV
Villarreal - Wolfsburg
Standard liege - Salzburg
Twente - Werder Bremen
Lille - Fenerbahce
Everton - Sporting Lisbon
Hertha Berlín - Benfica

16 Aralık 2009 Çarşamba

14 Aralık 2009 Pazartesi

Şuna bakın ya!




Öldüm resmen görünce...

5 Aralık 2009 Cumartesi

District 9




Son post'umun aylar öncesine dayanmasından anladığınız üzere yoğunluk epey var. Kendimi bildim bileli dizginleyemediğim yazma ihtiyacı da sözlükçe sömürülüyor. Film izlemez olmuşum. Dostumun tavsiyesiyle karşısına oturduğum District-9, burada tavsiye edebileceğim hoş bir uzaylı-insan muhabbetini konu alan, görsel olarak da her bilim kurgudan birazcık edinmiş bir film. Filmde şu var bu var, şunu sevmedim bunu sevmedim demeyi düşünmüyorum. Filmi tavsiye etmeme sebep olan artılardan bahsedeyim, yeterli.

Johannesburg şehrinin üzerinde birkaç yıl duran dev uzay gemisinden çıkan ve 9. bölge diye adlandırılan bir yere konulan uzaylıların insanlar tarafından dışlanışı ve onların tahliyesi süresince yaşanan olayların anlatıldığı filmde:

+Olayın psikolojik boyutu hoş. Uzaylılar zamanla insanlaşıyorlar ve davranışları bu paralelde şekilleniyor.

+Zaman zaman insanlara uyuz olacağınızı, insan-uzaylı çatışmasında belli bir tarafı tutacağınızı garanti ediyorum.

+Görsel efektler etkili, yerinde, vurdu-kırdı durumları abartılmamış. Zaten dediğim gibi olayın psikolojisi daha hoş.

+Bütün bu meselelerin içinde kendi çıkarlarına göre hareket edenleri gözlemleyip olaya birkaç açıdan baktığınızda daha çok etkilenmeniz mümkün. Hatta filmin oyunu yapılsa (ki yapılacağını okudum) herkesi ana karakter yapabileceğiniz, herkesi yönlendirebileceğiniz çılgın bir şey ortaya çıkma ihtimali yüksek.


Tavsiyem üzerine izlerseniz yorum beklerim, zaten izlemişseniz yine yorum beklerim, özledim ben yorum beklerim.

4 Ağustos 2009 Salı

Voodoo Girl'den Geowyns'e, Oradan da Bana...

Son postum da Beatles ile alakalıydı, ama şimdi yani bakın arkadaşlar, kendini bir grup üzerinden tanımla diyorsunuz. Yüksek Sadakat şarkılarıyla bağlanacak deeldik ya: Buyrun bakalım diyoruz :)

Male or female?
Boys

Describe yourself:
I am The Walrus

How do you feel:
I'm a Loser

Describe where you currently live:
Here, there, everywhere

If you could go anywhere, where would you go:
Nowhereland

Your favorite form of transportation:
Yellow Submarine

Your best friend is:
All the lonely people

What's the weather like:
Here comes the sun

Favorite time of day:
A Hard Day's Night

If your life was a TV show, what would it be called:
Magical Mystery Tour

What is life to you:
I'm Only Sleeping (Sineme katılmamak elde mi)

Your fear:
You say goodbye, i say hello.

What is the best advice you have to give:
Don't carry the world upon your shoulders

Thought for the Day:
No Reply (Eheh bişe bulamadım)

How I would like to die:
When I'm Sixty Four

My soul's present condition:
I need somebody to love

My motto:
Love is all you need...


İyi tatiller diyorum efendim :)

10 Haziran 2009 Çarşamba

Beatles'less İstanbul




İstanbul'a ani bir kararla çıkarma yapmak, meşhur pasajları gezip bir adet bile Beatles t-shirt'ü bulamamak, bulduğun tek tişörtün alabildiğince tırt olması ve almaktan vazgeçmek (daha kötü bir Abbey Road temsili olamazdı), fakat çok tatlı iki model duvar saati bulmak, ikisini de alıvermek (birisi sevdiğim bir Beatles kardeşime hediye), araştırmalara yarın devam edecek olmak...

Ek olarak: İstiklal'de yürürken V.Ö'nün dibimden geçmesi, benim telefonla konuşurken kendisini fark etmemem, yanımdakilerin adam arkadan atlayıp sarılma mesafesini geçtikten sonra bundan bahsetmeleri, pişman olmam ve bu post'u kendi tarzında yazmam...

Peki ya Eminönü'ndeki balık-ekmeğin aynı mükemmelliği koruyor olması?

28 Mayıs 2009 Perşembe

Seyfi Solukal

Böyle bir belediye başkanı adayı, böyle bir siyasi kişilik görülmedi... Tabi böyle yaratıcılık da...

http://www.greenpeace.org/turkey/campaigns/enerji/komur/solukal/follow-up

6 Mayıs 2009 Çarşamba

En Güzel 5 Türk Cover


Dedim 'Neden bu tip şeyler için mim beklenir ki?' Estikçe böyle listeler yapmak lazım dönüp baktığında değiştirmek falan. Athena'nın Tarlaya Ektim Soğan adlı şarkıya yaptığı cover'ı dinlerken aklıma geldi. İlk beşim nedir acaba diye düşündüm, ve sebepleriyle beraber listeliyorum:


1 Numara: Athena - Tarlaya Ektim Soğan


Sebebi aslında şarkıyı çok sevmem ile Athena'yı çok sevmemin birleşmesi olabilir. Ama sırf vokal yüzünden bir numara benim için. Gökhan'ın amigo stili vokaline bayılıyorum ve çok sevdiğim bu şarkıya mükemmel gitmiş...


2 Numara: Pentagram - Gündüz Gece


'Cover ne demektir?' sorusunun kesin cevabıdır bu şarkı. Aşık Veysel'in mükemmel sözlerini ve melodilerini rock müzik aletleriyle aralara harika sololar atarak yorumlamak anca Pentagram'ın işi olabilir. Saygıyla eğiliyorum. Lisedeki edebiyat hocam gibi (Aşık Veysel işlenirken onun şarkılarını edinip derste dinletmek istemişti bize, herkes getirsin demişti. Ben de mp3çalarımı hoparlörlere bağlayıp bu şarkıyı çalmıştım. Burun kıvıranlar çoğunluktaydı, ama edebiyat hocam hayran kalmıştı rock müzikle alakası olmayan bir insan olmasına rağmen...)


3 Numara: Dolapdere Big Gang - Englishman In Newyork


Bu şarkının olayı da 'güzel cover, orjinalinden daha iyi olan cover'dır' mottosunda yatar. Sting'den dinlediğiniz zaman şarkı uykunuzu getirebilir, ama Big Gang'in mükemmel tarzı, türk ezgileri ve hareketliliğiyle süper bir şarkıdır.


4 Numara: Duman - Her Şeyi Yak


Bu da aynı şekilde bir üstteki mottoya uygun olarak iyi bir cover olmayı hak eder. Kimse Sezen Aksu gibi söyleyemedi şarkıyı Duman yaptıktan sonra. Bambaşka bir hale sokup tarihe kazıdılar.

5 Numara: Kurban - Kara Toprak

Yine bir Aşık Veysel klasiğini abartmadan, uzatmadan, sade bir şekilde çalmışlar. Ortada mükemmel bir gitar solosu var Aşık ile Kurban arasında anadolu köprüsü kurmuş adeta. Vokaller harika, ritm müthiş. Bu da en iyilerimden.

Daha söyleyemediğim, listede olmasa da gönlümde yer eden bir çok şarkı var onları da önerebilirim tabi: Manga - Evdeki Ses, Athena - Senden Benden Bizden, Direc-t Kavur Balıkları, Kurban - Sarı Çizmeli Mehmet Ağa şeklinde gidiyor...

Yorum bırakacak olursan senin favorilerini de öğrenmek isterim...

Kırmızı Kart Çılgınlığı


Anıl'la beraber iddaa efendinin tek maça layık gördüğü maçlardan önce bir on liralık yatırım yaparız ki, taraf tutmak daha eğlenceli olsun, maça daha bir heyecanla bağlı kalalım...

Dün de Arsenal-Manchester maçından önce Arsenal'e çok güveniyordum. İddaa bayiine gittikten sonra monitörde gördüğüm maç için özel bahislerde daha farklı bir şey gözüme çarptı.

MAÇTA KIRMIZI KART:

Olmaz: 1.10
1 veya daha fazla: 3.4

Neden dedim gerilimli olmasın? Birisi birisine arkadan dalmasın, zamanında Lampard'ı sağlı sollu kuşatmış Adebayor ile Fabregas da ilk on birde. Bastım on lira geldik eve.

Maçta ilk sarı kart 65. dakikada çıktı. Herkes efendi efendi oyun oynuyor. Sert fauller nadiren olsa da hakemin kart çıkarmaya niyeti yok falan. 70'e doğru penaltı oldu, 'Aha!' diye fırladık ayağa. Kırmızı da çıkınca ev bayram yerine döndü.

Bu muhabbet çok hoşuma gitti. Keşke her hafta iddaa'da böyle çılgın bahisler açılsa...