Fetullah Amca Utah'dan bizi gözyaşlarıyla andı. Çemberlendik sininin yanında, mide falan hissetmiyoruz. Eşsiz bir yemek bu.
27 Mart 2010 Cumartesi
2 Mart 2010 Salı
14 Ocak 2010 Perşembe
5 Ocak 2010 Salı
18 Aralık 2009 Cuma
ŞL ve Avrupa Ligi Tur Tahminleri
Bizimkilerden biri yazsın da yorum olarak yazayım dedim. Öyle de üşengeç bir adamım. Ama dayanamadım, sabredemedim. Kalın yazdığım takımlar çıkar diyorum:
ŞL:
Stuttgart - Barcelona
Olympiacos - Bordeaux
Inter - Chelsea
Bayern Munich - Fiorentina
CSKA - Sevilla
Lyon - Real Madrid
Porto- Arsenal
Milan - Manchester United
Avrupa Ligi:
Rubin Kazan - Hapoel Tel Aviv
Athletic - Anderlecht
Copenhague - Olympique Marsella
Panathinaikos - Roma
Atletico Madrid - Galatasaray
Ajax - Juventus
Brujas - Valencia
Fulham - Shakhtar Donetsk
Liverpool - Unirea
Hamburg - PSV
Villarreal - Wolfsburg
Standard liege - Salzburg
Twente - Werder Bremen
Lille - Fenerbahce
Everton - Sporting Lisbon
Hertha Berlín - Benfica
16 Aralık 2009 Çarşamba
14 Aralık 2009 Pazartesi
5 Aralık 2009 Cumartesi
District 9

Son post'umun aylar öncesine dayanmasından anladığınız üzere yoğunluk epey var. Kendimi bildim bileli dizginleyemediğim yazma ihtiyacı da sözlükçe sömürülüyor. Film izlemez olmuşum. Dostumun tavsiyesiyle karşısına oturduğum District-9, burada tavsiye edebileceğim hoş bir uzaylı-insan muhabbetini konu alan, görsel olarak da her bilim kurgudan birazcık edinmiş bir film. Filmde şu var bu var, şunu sevmedim bunu sevmedim demeyi düşünmüyorum. Filmi tavsiye etmeme sebep olan artılardan bahsedeyim, yeterli.
Johannesburg şehrinin üzerinde birkaç yıl duran dev uzay gemisinden çıkan ve 9. bölge diye adlandırılan bir yere konulan uzaylıların insanlar tarafından dışlanışı ve onların tahliyesi süresince yaşanan olayların anlatıldığı filmde:
+Olayın psikolojik boyutu hoş. Uzaylılar zamanla insanlaşıyorlar ve davranışları bu paralelde şekilleniyor.
+Zaman zaman insanlara uyuz olacağınızı, insan-uzaylı çatışmasında belli bir tarafı tutacağınızı garanti ediyorum.
+Görsel efektler etkili, yerinde, vurdu-kırdı durumları abartılmamış. Zaten dediğim gibi olayın psikolojisi daha hoş.
+Bütün bu meselelerin içinde kendi çıkarlarına göre hareket edenleri gözlemleyip olaya birkaç açıdan baktığınızda daha çok etkilenmeniz mümkün. Hatta filmin oyunu yapılsa (ki yapılacağını okudum) herkesi ana karakter yapabileceğiniz, herkesi yönlendirebileceğiniz çılgın bir şey ortaya çıkma ihtimali yüksek.
Tavsiyem üzerine izlerseniz yorum beklerim, zaten izlemişseniz yine yorum beklerim, özledim ben yorum beklerim.
4 Ağustos 2009 Salı
Voodoo Girl'den Geowyns'e, Oradan da Bana...
Son postum da Beatles ile alakalıydı, ama şimdi yani bakın arkadaşlar, kendini bir grup üzerinden tanımla diyorsunuz. Yüksek Sadakat şarkılarıyla bağlanacak deeldik ya: Buyrun bakalım diyoruz :)
Male or female?
Boys
Describe yourself:
I am The Walrus
How do you feel:
I'm a Loser
Describe where you currently live:
Here, there, everywhere
If you could go anywhere, where would you go:
Nowhereland
Your favorite form of transportation:
Yellow Submarine
Your best friend is:
All the lonely people
What's the weather like:
Here comes the sun
Favorite time of day:
A Hard Day's Night
If your life was a TV show, what would it be called:
Magical Mystery Tour
What is life to you:
I'm Only Sleeping (Sineme katılmamak elde mi)
Your fear:
You say goodbye, i say hello.
What is the best advice you have to give:
Don't carry the world upon your shoulders
Thought for the Day:
No Reply (Eheh bişe bulamadım)
How I would like to die:
When I'm Sixty Four
My soul's present condition:
I need somebody to love
My motto:
Love is all you need...
İyi tatiller diyorum efendim :)
Male or female?
Boys
Describe yourself:
I am The Walrus
How do you feel:
I'm a Loser
Describe where you currently live:
Here, there, everywhere
If you could go anywhere, where would you go:
Nowhereland
Your favorite form of transportation:
Yellow Submarine
Your best friend is:
All the lonely people
What's the weather like:
Here comes the sun
Favorite time of day:
A Hard Day's Night
If your life was a TV show, what would it be called:
Magical Mystery Tour
What is life to you:
I'm Only Sleeping (Sineme katılmamak elde mi)
Your fear:
You say goodbye, i say hello.
What is the best advice you have to give:
Don't carry the world upon your shoulders
Thought for the Day:
No Reply (Eheh bişe bulamadım)
How I would like to die:
When I'm Sixty Four
My soul's present condition:
I need somebody to love
My motto:
Love is all you need...
İyi tatiller diyorum efendim :)
10 Haziran 2009 Çarşamba
Beatles'less İstanbul

İstanbul'a ani bir kararla çıkarma yapmak, meşhur pasajları gezip bir adet bile Beatles t-shirt'ü bulamamak, bulduğun tek tişörtün alabildiğince tırt olması ve almaktan vazgeçmek (daha kötü bir Abbey Road temsili olamazdı), fakat çok tatlı iki model duvar saati bulmak, ikisini de alıvermek (birisi sevdiğim bir Beatles kardeşime hediye), araştırmalara yarın devam edecek olmak...
Ek olarak: İstiklal'de yürürken V.Ö'nün dibimden geçmesi, benim telefonla konuşurken kendisini fark etmemem, yanımdakilerin adam arkadan atlayıp sarılma mesafesini geçtikten sonra bundan bahsetmeleri, pişman olmam ve bu post'u kendi tarzında yazmam...
Peki ya Eminönü'ndeki balık-ekmeğin aynı mükemmelliği koruyor olması?
28 Mayıs 2009 Perşembe
Seyfi Solukal
Böyle bir belediye başkanı adayı, böyle bir siyasi kişilik görülmedi... Tabi böyle yaratıcılık da...
http://www.greenpeace.org/turkey/campaigns/enerji/komur/solukal/follow-up
http://www.greenpeace.org/turkey/campaigns/enerji/komur/solukal/follow-up
6 Mayıs 2009 Çarşamba
En Güzel 5 Türk Cover

Dedim 'Neden bu tip şeyler için mim beklenir ki?' Estikçe böyle listeler yapmak lazım dönüp baktığında değiştirmek falan. Athena'nın Tarlaya Ektim Soğan adlı şarkıya yaptığı cover'ı dinlerken aklıma geldi. İlk beşim nedir acaba diye düşündüm, ve sebepleriyle beraber listeliyorum:
1 Numara: Athena - Tarlaya Ektim Soğan
Sebebi aslında şarkıyı çok sevmem ile Athena'yı çok sevmemin birleşmesi olabilir. Ama sırf vokal yüzünden bir numara benim için. Gökhan'ın amigo stili vokaline bayılıyorum ve çok sevdiğim bu şarkıya mükemmel gitmiş...
2 Numara: Pentagram - Gündüz Gece
'Cover ne demektir?' sorusunun kesin cevabıdır bu şarkı. Aşık Veysel'in mükemmel sözlerini ve melodilerini rock müzik aletleriyle aralara harika sololar atarak yorumlamak anca Pentagram'ın işi olabilir. Saygıyla eğiliyorum. Lisedeki edebiyat hocam gibi (Aşık Veysel işlenirken onun şarkılarını edinip derste dinletmek istemişti bize, herkes getirsin demişti. Ben de mp3çalarımı hoparlörlere bağlayıp bu şarkıyı çalmıştım. Burun kıvıranlar çoğunluktaydı, ama edebiyat hocam hayran kalmıştı rock müzikle alakası olmayan bir insan olmasına rağmen...)
3 Numara: Dolapdere Big Gang - Englishman In Newyork
Bu şarkının olayı da 'güzel cover, orjinalinden daha iyi olan cover'dır' mottosunda yatar. Sting'den dinlediğiniz zaman şarkı uykunuzu getirebilir, ama Big Gang'in mükemmel tarzı, türk ezgileri ve hareketliliğiyle süper bir şarkıdır.
4 Numara: Duman - Her Şeyi Yak
Bu da aynı şekilde bir üstteki mottoya uygun olarak iyi bir cover olmayı hak eder. Kimse Sezen Aksu gibi söyleyemedi şarkıyı Duman yaptıktan sonra. Bambaşka bir hale sokup tarihe kazıdılar.
5 Numara: Kurban - Kara Toprak
Yine bir Aşık Veysel klasiğini abartmadan, uzatmadan, sade bir şekilde çalmışlar. Ortada mükemmel bir gitar solosu var Aşık ile Kurban arasında anadolu köprüsü kurmuş adeta. Vokaller harika, ritm müthiş. Bu da en iyilerimden.
Daha söyleyemediğim, listede olmasa da gönlümde yer eden bir çok şarkı var onları da önerebilirim tabi: Manga - Evdeki Ses, Athena - Senden Benden Bizden, Direc-t Kavur Balıkları, Kurban - Sarı Çizmeli Mehmet Ağa şeklinde gidiyor...
Yorum bırakacak olursan senin favorilerini de öğrenmek isterim...
Kırmızı Kart Çılgınlığı

Anıl'la beraber iddaa efendinin tek maça layık gördüğü maçlardan önce bir on liralık yatırım yaparız ki, taraf tutmak daha eğlenceli olsun, maça daha bir heyecanla bağlı kalalım...
Dün de Arsenal-Manchester maçından önce Arsenal'e çok güveniyordum. İddaa bayiine gittikten sonra monitörde gördüğüm maç için özel bahislerde daha farklı bir şey gözüme çarptı.
MAÇTA KIRMIZI KART:
Olmaz: 1.10
1 veya daha fazla: 3.4
Neden dedim gerilimli olmasın? Birisi birisine arkadan dalmasın, zamanında Lampard'ı sağlı sollu kuşatmış Adebayor ile Fabregas da ilk on birde. Bastım on lira geldik eve.
Maçta ilk sarı kart 65. dakikada çıktı. Herkes efendi efendi oyun oynuyor. Sert fauller nadiren olsa da hakemin kart çıkarmaya niyeti yok falan. 70'e doğru penaltı oldu, 'Aha!' diye fırladık ayağa. Kırmızı da çıkınca ev bayram yerine döndü.
Bu muhabbet çok hoşuma gitti. Keşke her hafta iddaa'da böyle çılgın bahisler açılsa...
21 Nisan 2009 Salı
Çizgi Film Deyince...
Eski postlarımın birisinde, maddelerken yine, bahsetmiş olduğum en güzel çizgi film tesadüfi bir şekilde karşıma çıktı. Yani youtube açıp 'duffy, road runner, tom&jerry' yazdığım ama bulamadığım bir çizgifilmdi.
Yine bahsettiğim gibi iki çeşit çizgifilme bayılıyordum. Birisi masada geçen. Diğeri de aşağıda izleyeceğiniz. Karşıma çıkışı da 30 dakikadan az olan bu tip çizgifilmler arasında en güzel 100 tanesi seçilmiş. Bahsettiğim 'Duck Amuck' adı altında çekilmiş olan, mithiş bir çizgifilm. Derecesi ikincilik! Yani bu da benim ve o gün o postu yazdığımda 'Aa evet ben de bayılırım hihi!' diyenlerin yanılmadığını gösteriyor. Uzatmadan izletelim efendim:
Link için: http://www.youtube.com/watch?v=WEihY6wSbwI&feature=related
O da olmadı video izlenebilen bir yerden 'Duck Amuck' yazıp aratınız.
Yine bahsettiğim gibi iki çeşit çizgifilme bayılıyordum. Birisi masada geçen. Diğeri de aşağıda izleyeceğiniz. Karşıma çıkışı da 30 dakikadan az olan bu tip çizgifilmler arasında en güzel 100 tanesi seçilmiş. Bahsettiğim 'Duck Amuck' adı altında çekilmiş olan, mithiş bir çizgifilm. Derecesi ikincilik! Yani bu da benim ve o gün o postu yazdığımda 'Aa evet ben de bayılırım hihi!' diyenlerin yanılmadığını gösteriyor. Uzatmadan izletelim efendim:
Link için: http://www.youtube.com/watch?v=WEihY6wSbwI&feature=related
O da olmadı video izlenebilen bir yerden 'Duck Amuck' yazıp aratınız.
18 Nisan 2009 Cumartesi
Biraz Ondan, Hımm, Biraz da Bundan...
Maddelemeyeli epey olmuş he? Biraz cep telefonuna not ettiklerim, biraz şu an aklıma gelenler, biraz da epeydir kafamı meşgul edenlerden küçük bir seçki hazırlayayım, okuyana sunayım. Özlemişim de hani:
-Bir filmin orjinal versiyonu hepimiz tarafından kabul gören halidir. Dublaj düşmanlığımız vardır hatta kimilerimizin. Ama ben kafamızda nasıl yer ettiğine göre değerlendiriyorum. Mesela bir Beetlejuice'u orjinal versiyonuyla sevemedim, bir bugs bunny, bir duffy duck'ı sevemedim. O sesleriyle mükemmeller benim kafamda.
-Şükrü Türer: Bugs Bunny'ye sesini veren hepimizin sabahlarına neşe katmış insanın adı.
-Köşe yazarları ile ilgili bir şey fark ettim. Sevmediğim adamların ne yazdığına mutlaka bakıyorum. Hürriyet gazetesini ele alalım. Misal, bir Ayşe Arman'ı kaçırmam. Bekir Coşkun bugün nasıl ajitasyon yapıyor, bakmadan geçmem. Hatta gazetenin ekinde yazan Cengiz Semercioğlu sevmediklerim arasında başı çeker, ama onun yazdığı Kelebek ekinde okuduğum tek köşe onunkisi...
-Müzik, futbol, güncel hayat, genel kültür ve sinema: Favorim Kanat Atkaya!
-Bir blogcunun eski postuna yorum yapıyorsam ve cevap gelmiyorsa anlayabiliyorum. Ama yedi sekiz post öncesini okuyup yorum yaptığımda cevap gelmemişse kızıyorum kendisine. Tabi ki kimsenin sana cevap verme zorunluluğu yok, ama sonuçta 'tebrik ediyorum güzel yazı' diyene ':)' diye cevap verebilen insanlar senin yorumunu cevaplamıyorlarsa üzülüyorsun. Ha, yazdıktan itibarenki iki üç günden sonra yorumlara tekrar bakmıyorsa, o ayrı. Ama kızdığım nokta da bu zaten. Çünkü bir süre okuyamadığın postlara yorum bıraktıktan sonra okunmaması üzücü oluyor. Yazmazsan da içinde kalıyor falan. Neyse...
-Futbol spikerleri eski kalitelerinde değiller. Orhan Ayhan'ın Radyo 1'de maç anlattığı zamanlar ertesi gün okul var diye dışarı çıkamadığım için radyo başına çöreklenir, öyle dinlerdim Galatasaray'ımı. İlkokul ile ortaokul arasında bir yerde işte. Bir Galatasaray - St. Gallen maçında şöyle demişti:
'Değerli izleyiciler, bu takımda yer alan 8 numaralı futbolcu bilmemkim, yaptığı birkaç hareket sonucunda bende bir izlenim uyandırdı paylaşmak isterim. Hani en normal tabirle 'kazma' diye nitelendiririz ya, öyle bir futbolcuya benziyor bu.
-Futbol spikerleri deyince bu da bence güzel bir tespit, bak. Maç esnasında pozisyonu hızlı anlatmaları gerektiğinden şut falan çekildiğinde ya da arapası olduğunda bunu engelleyen defans oyuncusunun ismi çoğunlukla söylenmez. 'Savunmaya çarptı, savunma uzaklaştırdı!' falan gibi tabirlerle geçiştirilirler. Bazı spikerler laf arasında 'Bu arada müdahaleyi yapan Ferdinand'dı' gibi anektodlar sıkıştırırlar. Bu yüzden forvet olmak gibisi yok. Düşünsene:
'Ortasaha paslaşmalarla geçildi, top şimdi İbrahim'de, ilerde koşu yapan IX'i gördü.' veya 'Top şimdi IX'te, harika hareketler ve gol!! Hemen hatırlatmakta fayda var. Babası da iyi topçuydu!' (Bu ikincisi tam yeni nesil spiker lafı oldu. Ercan Taner olacağdı, IX IX IX IX IX yok böyle bir gol diyeceğdi)
-İbrahim demişken, bu isme sahip olan ve ibo diye kısaltılmayan bir tanıdığınız var mı?
-Gözünün içi parlayan insanları seviyorum. Geçen gün bunlardan biriyle tanıştım.
-Daha çok madde var, ama yazarken sıkıldım. O derece. Şimdilik bu kadar diyelim o halde :)
(Bu geyik hoşuma gitmiyor ama yazarken 'Gamzedeyim deva bulamam' çalıyordu Barış Manço'dan)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)